Genel Konferans
Yüreğinizi Katılaştırmayın
Nisan 2025 genel konferansı


11:5

Yüreğinizi Katılaştırmayın

Eğer içtenlikle tövbe edersek, alçakgönüllü olursak ve Rab’be güvenip O’na bel bağlarsak, yüreklerimiz yumuşayacaktır.

İsa Mesih’in sevindirici haberinin İade Edilişi, Tanrı Baba ve O’nun Sevgili Oğlu’nun genç Joseph Smith’e görünüp onun alçakgönüllü duasını yanıtlamasıyla başladı. İade Ediliş’in bir parçası olarak Joseph Smith, Tanrı’nın armağanı ve gücüyle eski bir kaydı tercüme etti. Bu kayıt, “Tanrı’nın eskiden Amerika kıtasında yaşamış olan insanlarla kurduğu ilişkileri ve sonsuz sevindirici haberin bütününü içerir.”

Küçük bir çocukken, Mormon Kitabı’nı okuduğumda, Laman ve Lamuel’in, Rab’bin bir meleği görünüp onlarla doğrudan konuştuğu halde, kendilerine verilen gerçeklere neden inanmadıklarını sık sık merak ederdim. Laman ve Lamuel, babaları Lehi ve küçük kardeşleri Nefi’nin öğretilerine karşı neden daha alçakgönüllü ve itaatkar olamadılar?

Bu sorunun cevaplarından birini, Nefi’nin “yüreklerinin katılığına çok üzüldüm” dediği 1. Nefi’de buldum. Nefi ağabeylerine şöyle sordu, “Nasıl oluyor da bu kadar katı yüreklisiniz ve zihniniz de o kadar kör?”

Katı yürekli olmak ne anlama gelir?

Mormon Kitabı’ndaki “katı” kelimesinin Korece çevirisi 완악 (Wan-Aak: 頑惡) şeklindedir. Bu ifade, Çince “inatçı” anlamına gelen “Wan” (頑) ve “kötü” anlamına gelen “Aak” (惡) karakterlerini kullanır. Yüreklerimizi katılaştırdığımızda kör oluruz ve iyi şeyler yüreklerimize ya da aklımıza giremez. İnatçı oluruz ve dünyevi arzulara daha fazla odaklanmaya başlarız, yüreklerimizi Tanrı’ya ait şeylere kapatırız. Başkalarının görüşlerini ve rehberliğini kabul etmeyerek yalnızca kendi düşüncelerimize odaklanmayı seçeriz. Yüreğimizi Tanrı’ya ait şeylere değil, dünyaya ve düşmana ait şeylerin etkisine açmayı seçeriz. Yüreklerimiz katılaştığında, Kutsal Ruh’un etkisine karşı direniriz. “Rab’bi hatırlamakta [yavaşlarız]” ve zamanla O’nun sözlerini “[hissedemez]” hale geliriz.

Alma, Ammoniha’daki halka bazılarının “yüreklerinin sertliği … yüzünden Tanrı’nın Ruhu’nu [reddettiklerini]” öğretti. Ayrıca, “yüreğini sertleştirenlere, O’nun sırlarından hiçbir şey bilmeyinceye kadar sözün daha az kısmı verilir” diye öğretti. Nihayetinde Ruh geri çekilir ve Rab, tıpkı Laman ve Lamuel gibi yüreklerini katılaştırmış olanlardan “[Kendi] sözünü [alacaktır]”. Laman ve Lamuel sürekli olarak yüreklerini katılaştırdıkları, Kutsal Ruh’un hissettirdiklerine karşı direndikleri ve babaları ile Nefi’nin sözlerini ve öğretilerini kabul etmemeyi seçtikleri için, en sonunda Tanrı’dan gelen ebedi gerçekleri reddettiler.

Laman ve Lamuel’in aksine, Nefi sürekli olarak kendisini alçalttı ve Rab’bin Ruhu’ndan rehberlik istedi. Buna karşılık Rab, Nefi’nin yüreğini yumuşattı. Nefi şöyle paylaşıyor: “Rab’be yakardım. Ve işte, O da gelip benim yüreğimi yumuşattı; öyle ki babamın söylediği sözlerin hepsine inandım.” Rab, Tanrı’nın ve O’nun sözlerinin bütün sırlarını kabul etmesi, anlaması ve inanması için Nefi’ye yardım etti. Nefi, Kutsal Ruh’un sürekli yoldaşlığına sahip olabildi.

Yüreklerimizi katılaştırmamak için ne yapabiliriz?

Birincisi, her gün tövbe edebiliriz.

Kurtarıcımız şöyle öğretti, “Kim tövbe edip küçük bir çocuk gibi bana gelirse, onu kabul edeceğim.” Sevgili peygamberimiz Başkan Russell M. Nelson şöyle öğretti:

Tövbe ilerlemenin anahtarıdır. Saf iman, antlaşma yolunda ilerlememizi sağlar.

“Lütfen tövbe etmekten korkmayın veya tövbe etmeyi ertelemeyin. Şeytan sizin perişan olmanızdan zevk alır. … Doğal insan olmayı bırakmanın sevincini yaşamaya bugün başlayın. Kurtarıcı bizi her zaman ama özellikle tövbe ettiğimiz zaman sever.”

Yüreklerimizi yumuşatmanın ve Rab’be gelmenin sevincini yaşadıkça, “bir çocuk gibi uysal, yumuşak huylu, alçakgönüllü, sabırlı, sevgi dolu, Rab’bin kendisine uygun gördüğü her şeye uymaya istekli, aynı babasına itaat eden bir çocuk gibi” oluruz.

İkincisi, alçakgönüllü olabiliriz.

Günlük tövbe etmek yüreklerimize alçakgönüllülük getirecektir. Rab’bin önünde alçakgönüllü olmak isteriz, tıpkı babasına itaat eden küçük bir çocuk gibi. O zaman Kutsal Ruh her zaman bizimle olacak ve yüreklerimiz yumuşayacaktır.

Eşim Sue ve ben son dört yıldır harika bir çift tanıyoruz. Onlarla ilk tanıştığımızda, adam Kilise’nin yeni bir üyesiydi ve karısı sevindirici haberi çalışmak için görevlilerle buluşuyordu. Birçok görevli onun Mesih’e gelmesine yardım etmek için onunla görüştü. Onun, sevindirici habere dair güçlü bir tanıklığı olduğunu ve Kilise’nin doğru olduğunu bildiğini hissettik. Ziyaretlerimiz sırasında Ruh’u sık sık hissetti ve bütün toplantılara aktif olarak katıldı. Mahallenin harika üyeleriyle vakit geçirmeyi seviyordu. Fakat, vaftiz sularına girmek için kendini adamakta zorlandı. Bir gün Moroni 7:43–44’ü çalışırken, şunları okudu:

“Ve yine, işte size derim ki kişi yumuşak huylu ve alçakgönüllü olmadıkça, onun imanı ve umudu olamaz.

“Eğer olursa, [imanınız ve umudunuz] boştur; çünkü Tanrı’nın huzuruna yumuşak huylu ve alçakgönüllü olmayan hiç kimse kabul edilmez.”

Bu ayetleri okuduktan sonra ne yapması gerektiğini anladı. Yumuşak huylu ve alçakgönüllü olmanın ne anlama geldiğini anladığını düşünüyordu. Fakat onun anlayışı, Tanrı’nın emirlerine itaat etmek için iman ve umut etmeye yetecek kadar yeterli değildi. İnatçılığından ve kendi bilgeliğinden vazgeçmek zorundaydı. İçten bir tövbeyle kendini alçakgönüllü hale getirmeye başladı. Alçakgönüllülüğün ne olduğunu Tanrı’nın gözünden anlamaya başladı. Cennetteki Baba’ya güvendi ve kendi yüreğini yumuşatması için dua etti. Bu dualar aracılığıyla, Ruh’un kendisine Cennetteki Baba’nın onun vaftiz olmasını istediğine dair tanıklık ettiğini hissetti.

Her iki karı kocada, alçakgönüllü oldukça, Tanrı’nın sözlerini daha iyi anlayabildiklerini ve yüreklerinin Rabbimiz İsa Mesih’in öğretilerini takip etmek için yumuşadığını paylaştılar.

Üçüncüsü, Kurtarıcımız’a güvenebilir ve O’na bel bağlayabiliriz.

Nefi, Rab’be güvenerek yüreğinin yumuşamasına izin vermenin harika bir örneğiydi. Şöyle öğretti, “Sana güvendim ve sonsuza kadar da güveneceğim. Bedenin koluna güvenmeyeceğim.” Benzer şekilde, Peygamber Joseph Smith’e verilen bir vahiyde Rab şöyle demiştir, “İyilik yapmaya yönelten o Ruh’a, evet, hak olanı yapmaya, alçakgönüllülükle yürümeye … güven.” Rab’be güvendiğimizde ve O’na bel bağladığımızda, O bizim yüreklerimizi yumuşatacak ve denemelerimizde, zorluklarımızda ve sıkıntılarımızda destekleneceğiz.

Eğer içtenlikle tövbe edersek, alçakgönüllü olursak ve Rab’be güvenip O’na bel bağlarsak, yüreklerimiz yumuşayacaktır. Ardından Rab Ruhu’nu [üzerimize] dökecek ve bize cennetin sırlarını gösterecektir. O’nun öğrettiği tüm sözlere inanacağız ve anlayışımız derinleşecektir.

Kurtarıcımız İsa Mesih yumuşak huyluluğun en büyük örneğiydi. 2. Nefi 31:7’de şöyle okuruz, “O’nun kutsal olduğunu bilmiyor musunuz? Ama kutsal olduğu halde, Baba’nın önünde kendisini bedenen alçalttığını insançocuklarına gösterdi ve Baba’nın emirlerine itaat edeceğine dair Baba’ya tanıklık etti.” O, kutsal ve mükemmel olmasına rağmen, Baba’nın önünde kendini alçalttı ve vaftiz olarak O’na itaat etti.

Ölümlü hayatının sonunda, İsa Mesih acı kaseyi içerek kendi iradesini Babası’na teslim etti. Bu ızdırap O’nun “ağrılardan dolayı titremesine ve her gözeneğinden kan gelmesine ve hem bedenen hem de ruhen acı çekmesine” sebep oldu. Kurtarıcı, O’ndan “acı kaseyi içmemeyi ve geri çekilmeyi” diledi. “Buna rağmen,” O şöyle dedi, “Yücelik Baba’nın olsun ve ben acı kaseyi içtim ve insanların çocukları için hazırlıklarımı bitirdim.”

Kardeşlerim, bize ahlaki irade verildi. Yüreklerimizi katılaştırmayı ya da yumuşatmayı seçebiliriz. Günlük hayatlarımızda, Rab’bin Ruhu’nu yüreklerimize getirmeye ve yüreklerimizde yaşamaya davet eden şeyleri yapmayı seçebiliriz. Bu seçimlerde huzur ve sevinç olduğunu biliyorum.

Baba’nın isteğini takip eden Kurtarıcımız İsa Mesih’in örneğini takip edelim. Biz bunu yaparsak, Rab bize şöyle vaat eder, “Çünkü işte, onlar yüreklerini katılaştırmazlarsa, civcivlerini kanatları altında toplayan bir tavuk gibi onları toplayacağım.” İsa Mesih’in adıyla, amin.