İkinci Ayartmaya Dikkat Edin
Sizi sevecek ve destekleyecek kişilerden saklanmayın, bunun yerine onlara koşun.
12 yaşıma girmeden birkaç yıl önce, ilk Harun Rahipliği kurulu gece kampıma davet edildim. Bu uzun zamandır beklenen bir davetti, çünkü babam kurul lideriydi ve ben evde bırakılırken sık sık mahalledeki genç erkeklerle kampa giderdi.
Kamp günü geldiğinde heyecanlıydım. Ve itiraf etmeliyim ki, umutsuzca benden büyük çocuklara uyum sağlamak istiyordum. Kendimi kanıtlamaya kararlıydım. Bu çaba içinde, birlikte oynayıp oynamayacağımı ve grubun bir parçası olup olmayacağımı görmek için test edilmem çok uzun sürmedi.
Bana verilen görev, babamın arabasının anahtarlarını almaktı, böylece liderlere bir eşek şakası yapılabilirdi. Babamı ikna etmek için ne söylediğimi tam olarak hatırlamıyorum, ama kısa süre sonra elimde anahtarlarla delikanlıların grubuna koştum, başarımla gurur duyuyordum.
Ardından bir sonraki görev geldi. Arabanın kapısının kilidini açacak ve sürücü koltuğunun sırtlığı ile korna arasına bir sopa sıkıştıracaktım. Ve kapıyı kilitleyecektim, böylece liderlerin arabaya erişip bu ilkel düzeneği çıkarmalarının hiçbir yolu olmadan korna akşama kadar çalacaktı.
Şimdi, hikayenin benim için acı verici bir şekilde utanç dolu hale geldiği yer burası. Sopayı yerine sabitledikten sonra kapıyı kilitledim ve yakındaki bir çalılık alana saklanmak için elimden geldiğince hızlı koştum. Yere çömeldiğimde yakıcı bir acı hissettim. Karanlıkta ve aceleyle, dikenli armut kaktüsünün üzerine oturmuştum.
Acı çığlıklarım çalan korna sesiyle bastırılmıştı ve yavaşça topallayarak arabaya geri dönmekten, “günahlarımı” itiraf etmekten ve basit ve utanç verici olan bir tıbbi yardım istemekten başka çarem yoktu.
O gecenin geri kalan kısmında, bir çadırda yüzüstü uzanırken babam pense kullanarak kaktüs dikenlerini benim oramdan … çıkardı, yani, daha sonra birkaç gün rahat oturamadığımı söyleyebilirim.
Bu yaşadığım tecrübeyi pek çok kez düşündüm. Şimdi gençlik zamanımdaki çılgınlıklarıma gülebiliyorum, çünkü bazı temel ilkeler benim için netleşti artık.
İnsan davranışındaki birçok kalıp, doğal insanda yaygın gibi görünmektedir. Uyum sağlama arzusu, kendini kanıtlama arzusu, bir şeyleri kaçırma korkusu ve sonuçlarından kaçınmak için saklanmaya duyulan zorlayıcı ihtiyaç. Bugün üzerinde duracağım şey bu son davranıştır. Yapmamamız gereken bir şeyi yaptıktan sonra saklanmak.
Şimdi, çocukça yaptığım şakayı büyük bir günahla aynı kefeye koymuyorum, fakat ölümlü hayat yolculuğumuzda sınanırken faydalı olabilecek bazı paralellikler kurabiliriz.
Aden Bahçesi’nde, Adem ve Havva ideal bir durumda yaşıyorlardı. Bol yiyecekleri ve bahçenin eşsiz bir güzelliği vardı, sadece güzel bir bahçe değil, aynı zamanda ne yabani otların ne de dikenli armut kaktüslerinin olmadığı bir bahçeydi.
Bununla birlikte, bu bahçe yaşamının onların ihtiyaç duyduğu ilerlemeyi sınırladığını da biliyoruz. Bahçe nihai bir varış noktası değil, bir sınavdı, onların nihai varış noktaları olan Baba ve Oğul’un huzuruna geri dönmeleri için onları sınayacak, hazırlayacak ve ilerlemelerini sağlayacak olan pek çok sınavın ilkiydi.
Bahçede zıtlık olduğunu hatırlayacaksınız. Lusifer’in Adem ve Havva’yı denemesine izin verildi. İlk olarak Adem’i iyiyi ve kötüyü bilme ağacının meyvesinden yemesi için ayarttı. Adem bu meyveden yememe emrini hatırlayarak direndi. Sonra meyveden yemeyi seçen ve Adem’i de aynısını yapmaya ikna eden kutsal Havva geldi.
Daha sonra, Adem ve Havva bu kararın Cennetteki Baba’nın planını gerçekleştirmek için gerekli olduğunu açıkladılar. Fakat meyveden yiyerek, onlara doğrudan Baba tarafından verilmiş olan yasayı çiğnemiş oldular. Sonuçta ortaya çıkan ve ezici olan iyilik ve kötülük anlayışı, Baba’nın bahçeye dönüşünü bildiren sesini duyduklarında onları ızdırap içinde bırakmış olmalı. Çıplak olduklarını fark ettiler, çünkü gerçekten de giysileri yoktu, masum bir durumda yaşıyorlardı. Ama belki de o anda giysisiz olmalarından daha acı verici olanı, şimdi kabahatlarinin açığa çıkmış olmasıydı. Savunmasız ve korunmasızdılar. Kelimenin tam anlamıyla çıplaklardı.
Her zaman fırsatçı olan Lusifer, açığa çıkmış ve zayıflamış durumlarını bildiğinden dolayı, bu sefer de Tanrı’dan saklanmaları için onları bir kez daha ayarttı.
Bu ayartma, ben buna “ikinci ayartma” diyeceğim, yenik düştüğümüzde en büyük sonucu getirebilecek olan ayartmadır. Şüphesiz, Tanrı’nın yasasını çiğnemeye yönelik bütün ilk ayartmalardan kaçınmak en iyisidir, fakat biliyoruz ki herkes bu dünyada çeşitli ilk ayartmalara yenik düşecektir. Olgunluğumuz ve anlayışımız ilerledikçe, Kurtarıcımız İsa Mesih’e daha çok benzemeye çalışırken, ilk ayartmalardan kaçınma gücümüzün sürekli olarak artacağını umut ederiz.
Bazıları keşfedilmek ya da açığa çıkmak istemedikleri için Tanrı’dan saklanmaya çalışabilirler ve utanç ya da suçluluk duygusu hissedebilirler. Bununla beraber, çok sayıda kutsal yazı bize Tanrı’dan saklanmanın imkansız olduğunu öğretir. Sadece birkaç tanesini paylaşacağım.
Rab, Yeremya’ya şu sorular aracılığıyla şöyle öğretir: “‘Kim gizli yere saklanır da onu görmem?’ diyor Rab. ‘Yeri göğü doldurmuyor muyum?’”
Ve Eyüp’e şöyle öğretilir:
“Tanrı’nın gözleri insanların yolundan ayrılmaz, attıkları her adımı görür.
“Kötülük yapanların gizlenebileceği ne karanlık bir yer vardır, ne de ölüm gölgesi.”
Mezmur yazarı Davut en şiirsel şekilde şöyle haykırır:
“Ya Rab, sınayıp tanıdın beni.
“Oturup kalkışımı bilirsin, niyetimi uzaktan anlarsın. …
“Daha sözü ağzıma almadan, söyleyeceğim her şeyi bilirsin, ya Rab. …
“Nereye gidebilirim senin Ruhun’dan, nereye kaçabilirim huzurundan?
“Göklere çıksam, oradasın, ölüler diyarına [cehenneme] yatak sersem, yine oradasın.”
Rab’be Yeni Dönenler
İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi’ne yeni katılanlar için, ikinci ayartma özellikle zor görünebilir. Vaftiziniz aracılığıyla İsa Mesih’in adını üzerinize almaya dair bir antlaşma yaptınız ki bu birçokları için hayat tarzlarında gerekli bir değişiklik gerektirir. Bir kişinin hayat tarzını değiştirmesi kolay değildir. Bu durum genellikle sevgi dolu Cennetteki Babanız’a doğru ilerlemek için alışkanlıklarınızı, uygulamalarınızı ve hatta ilişkilerinizi değiştirmenizi gerektirir.
Düşman, onun kurnaz saldırılarına karşı savunmasız olabileceğinizi bilir. Sizi pek çok açıdan memnun etmeyen geçmiş hayatınızı şimdi gerçekçi olmayan bir şekilde çekici gösterecektir. Vahiy kitabında suçlayıcı diye adlandırılan kişi, sizi şuna benzer düşüncelerle ayartacaktır: “Hayatını değiştirecek kadar güçlü değilsin, bunu başaramazsın, bu insanların arasında yerin yok, seni asla kabul etmeyecekler, sen çok zayıfsın.”
Eğer bu düşünceler antlaşma yoluna yeni adım atmış olan sizlere tanıdık geliyorsa, suçlayıcının sesine kulak vermemenizi rica ediyoruz. Sizi seviyoruz, bunu başarabilirsiniz, sizi kabul ediyoruz ve Kurtarıcı ile birlikte her şeyi yapacak güce sahip olacaksınız. Sevgimize ve desteğimize en çok ihtiyaç duyduğunuz bir zamanda, eğer önceki hayat tarzınıza geri adım atarsanız sizi reddedeceğimizi düşünerek aldanmayın. İsa Mesih’in Kefareti’nin eşsiz gücü sayesinde yeniden iyileşebilirsiniz. Fakat, eğer O’ndan saklanır ve kendinizi yeni bulduğunuz inanç topluluğunuzdan uzaklaştırırsanız, size üstesinden gelme gücü verebilecek ve verecek olan kaynaktan uzaklaşmış olursunuz.
Rab’be yeni dönmüş sevgili bir arkadaşım, tek başına imanı sürdürmenin ne kadar zor olduğunu paylaştı. Destekleyici bir topluluk olmakta ve bu topluluğun bir parçası olarak kalmakta büyük bir güç vardır; hepimiz tökezlesek de ilerlemeye devam ederiz ve İsa Mesih’in sevgisiyle kutsanırız.
Başkan Russell M. Nelson şöyle öğretti: “Dünyayı yenmek, bir iki günde olacak bir olay değildir. Bu, Mesih’in öğretisini tekrar tekrar kucakladığımız bir ömür boyunca gerçekleşir. Her gün tövbe ederek ve bizi güçle donatan antlaşmaları yerine getirerek İsa Mesih’e olan imanı geliştiririz. Antlaşma yolunda kalırız ve ruhsal güç, kişisel vahiy, artan iman ve meleklerin koruyup kollaması ile kutsanırız.”
Eğer fiziksel bir yaralanmaya maruz kalırsanız, durumunuz kötüleşir ve uygun tıbbi yardım almazsanız hayatı tehdit edici hale gelebilir. Bu, ruhsal yaralar için de geçerlidir. Sadece, tedavi edilmeyen ruhsal yaralar ebedi kurtuluşunuzu tehdit edebilir. Sizi sevecek ve destekleyecek kişilerden saklanmayın, bunun yerine onlara koşun. İyi gözetmenler, dal başkanları ve liderler, İsa Mesih’in Kefareti’nin iyileştirici gücüne erişmenize yardımcı olabilir.
Saklananlara geri dönmeleri için yalvarıyoruz. Sevindirici haberin ve İsa Mesih’in Kefareti’nin sunduklarına ihtiyacınız var ve bizim de sizin sunduklarınıza ihtiyacımız var. Tanrı günahlarınızı bilir, O’ndan saklanamazsınız. O’nun huzurunda kendinizle barışın.
O’nun Azizleri olarak, her birimiz Kilise’de O’nun yolunda ilerlemek isteyen herkese karşı sevgi dolu, kabul edici ve teşvik edici bir aidiyet kültürü geliştirmeliyiz.
Bu ikinci ayartmaya dikkat edin! Hem eski hem de günümüz peygamberlerin öğütlerini takip edin ve sevgi dolu bir Baba’dan saklanamayacağınızı bilin.
Bunun yerine, İsa Mesih’in Kefareti’nin mucizevi iyileştirici gücünden yararlanın. Varoluşumuzun asıl amacı, “her türlü [kusurlara] maruz kalan” ve ne yazık ki birçok ilk ayartmaya yenik düşecek olan zayıflamış ve ölümlü bir bedene sahip olmak, bu ayartmalara düştüğümüzde bile ilerlemek ve bunu yaptıktan sonra Kurtarıcımız ve Cennetteki Babamız’a daha çok benzeyebilmek için ilahi yardım istemektir. Bu yol, O’nun yoludur. Tek yol budur. İsa Mesih’in adıyla bu gerçeklere tanıklık ederim, amin.