Genel Konferans
Anne Babalarımızın Değer Verdiği İnanca Sadık Kalmak
Nisan 2025 genel konferansı


11:0

Anne Babalarımızın Değer Verdiği İnanca Sadık Kalmak

Lütfen sizden önce gelenlerin imanından ve tanıklıklarından ders ve güç alın.

Bir tapınak mülakatı için Nashville Tennessee Tapınağı’nı ziyaret ederken, bu görevin bir parçası olarak Rab’bin bu güzel evini gözden geçirme ayrıcalığına sahip oldum. Özellikle yönetici kızkardeşin ofisinde duvarda asılı olan Mary Wanlass’ın Carry On [İlerlemeye Devam] adlı tablosundan çok etkilendim.

Resmin arkasındaki hikaye şöyle:

“1862’de Missouri’de, 14 yaşındaki Mary Wanlass, ölmek üzere olan üvey annesine, engelli babasının ve çok daha küçük dört kardeşinin hepsinin Büyük Salt Lake Vadisi’ne ulaşmasını sağlayacağına dair söz verdi. … Mary, babasının [yatalak olarak yattığı] yük arabasını çeken öküzleri ve süt ineklerini sürdü ve … kardeşlerine baktı. Her gün yolculuğun ardından yenilebilir bitkiler, çiçekler ve meyveler toplayarak aileyi besledi. Tek pusulası, ufuktaki bulutlar dağlara dönüşüyor gibi görünene kadar batıya doğru seyahat etmeye devam etmesi için aldığı talimattı.

“İlkbahar ve yaz boyunca seyahat ettikten sonra eylül ayında Utah Vadisi’ne ulaştılar. Babası, aile Utah County’ye yerleştikten kısa bir süre sonra öldü ve Mary daha sonra burada evlenip [kendi] ailesini büyüttü.

Bu, 14 yaşındaki genç bir hanımın, bugün her birimize “sadece ilerlemeye devam etmek” için yardım edebilecek imanının ve gücünün inanılmaz bir hikayesidir.

“Sadece ilerlemeye devam et” ya da anadilim olan Felemenkçe’ye çevrildiğinde Gewoon doorgaan ifadesi, aynı zamanda annem ve babamın ömür boyu süren sloganıdır.

Annem ve babam, kayınpederim ve kayınvalidem, ailemizin öncüleridir. Onlar da her gün Kilise’ye, Rab’bin sürüsüne katılmaya gelen herkes gibi kendi “ovalarını” aşarak geçtiler. Onların hikayeleri öküzler ve at arabalarıyla pek ilgili olmasa da gelecek nesiller üzerinde aynı etkiye sahiptir.

Sevindirici haberi kucakladılar ve genç yetişkinlik yıllarında vaftiz oldular. Annem ve babam zor bir çocukluk geçirdi. Babam Endonezya’nın Java adasında büyüdü. II. Dünya Savaşı sırasında ailesinden zorla koparıldı ve genç yaşta tarif edilemez zorluklar yaşadığı bir toplama kampına yerleştirildi.

Annem parçalanmış bir evde büyüdü ve aynı zamanda açlıktan ve II. Dünya Savaşı’nın zorluklarından dolayı acılar çekti. Bazen lale soğanları yemek zorunda kaldığı bile oldu. Babasının davranışları ve daha sonra annesinden boşanmasından dolayı, Cennetteki Baba’yı sevgi dolu bir Baba olarak görmek onun için bazen zor olmuştu.

Annem ve babam bir Kilise etkinliğinde tanıştılar ve kısa bir süre sonra evlenmeye karar verip Bern İsviçre Tapınağı’nda mühürlendiler. Tren istasyonunda beklerken, tapınağa gitmek için biriktirdikleri son parayı da harcadıktan sonra, geçimlerini nasıl sağlayacaklarını merak ediyorlardı ama her şeyin yoluna gireceğinden emindiler. Ve öyle de oldu!

Amsterdam’ın göbeğinde çok mütevazı, tek odalı bir çatı katı dairede çocuklarını yetiştirmeye başladılar. Birkaç yıl boyunca çamaşırları elde yıkadıktan sonra, sonunda bir çamaşır makinesi satın alacak kadar para biriktirmişlerdi. Satın almadan hemen önce, gözetmen onları ziyaret etti ve Amsterdam’da bir kilise binası inşa etmek için bağış istedi. Çamaşır makinesi için biriktirdikleri her kuruşu vermeye karar verdiler ve çamaşırları elle yıkamaya devam ettiler.

Her aile gibi biz de ailece bazı sıkıntılar yaşadık. Bunlar bizi daha da güçlendirdi ve Rab İsa Mesih’e olan imanımızı derinleştirdi, tıpkı Alma’nın kendi oğlu Helaman’la hikayesini paylaşırken, Rab İsa Mesih’e güvendiği için “her türlü zorlukta ve sınamada yalnız bırakılmadığını” söylediği gibi.

Gençlik yıllarında bu kadar çok sıkıntı yaşayan iki insan, nasıl oldu da benim isteyebileceğim en iyi ebeveynler haline geldiler? Cevap basit: Onlar sevindirici haberi tam anlamıyla kucakladılar ve bugüne kadar antlaşmalarına uygun yaşadılar!

65 yılı aşkın evlilikten sonra, Alzheimer hastalığından muzdarip olan annem şubat ayında vefat etti. Babam, 92 yaşında ve hâlâ evde yaşıyor, vefat edinceye kadar annemi olabildiğince sık ziyaret etti. Bir süre önce, küçük kardeşlerime, II. Dünya Savaşı sırasında Endonezya’daki kampta yaşadığı korkunç tecrübelerin kendisini, bu korkunç hastalıktan kötüleşen eşine yıllarca sabırla bakmaya ve eşinin bakımını başkalarına emanet etmek zorunda kalacağı ve artık yanında olamayacağı o kader günü için hazırladığını söylemişti. Onların sloganı, Mesih’te mükemmel bir umuda sahip olarak son günde dirilmek ve O’nunla sonsuza dek görkem içinde yaşamak amacıyla “Sadece ilerlemeye devam et” olmuştur ve hâlâ da öyledir.

Onların imanları ve tanıklıkları, kendilerinden sonra gelen nesiller için harekete geçirici bir güçtür.

Eşimin büyüdüğü köyde, iyi bir kilise üyesi olan anne ve babası, genç bir evli çift olarak, o sırada tek çocukları olan iki yaşındaki kızları, yani eşimle birlikte sevindirici haberi kucakladılar. İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi üyesi olma kararları, köylüler ve aileleri tarafından dışlandıkları için yaşamları üzerinde büyük bir etki yarattı. En sonunda kabul edilmeleri için uzun yıllar boyunca, aile üyelerine sevgi dolu notlar yazmaları ve topluma hizmet etmeleri gerekti.

Bir keresinde eşimin babası gözetmen olarak hizmet ederken, haksız yere bir şeyle suçlandı ve hemen görevinden serbest bırakıldı. Kayınvalidem o kadar kırılmıştı ki, kocasına kiliseye gitmeye devam edip etmeyeceklerini sordu. Elbette kiliseye gitmeye devam edeceklerini, çünkü buranın insanların kilisesi değil, İsa Mesih’in Kilisesi olduğunu söyledi.

Gerçeğin ortaya çıkması ve özür dilenmesi biraz zaman aldı. Kırılma noktası olabilecek şey, güçlerini ve inançlarını daha da artırdı.

Neden bazılarımız, tüm zorluklara rağmen sadık kalan ebeveynlerimizin inançlarını ve tanıklıklarını hafife alıyoruz? Olayları net bir şekilde anlamadıklarını mı düşünüyoruz? Kandırılmadılar ve kandırılmıyorlar! Onlar sadece [Kutsal] Ruh hakkında çok fazla tecrübeye sahiptirler ve Peygamber Joseph gibi şöyle diyebilirler: “Biliyordum ve ben bunu inkar edemezdim.”

Çocuk Şarkıları Kitabı’nda bulunan Helaman’ın ordusuyla ilgili şarkıyı sevmez misiniz?

Eski zamanlardaki Nefi gibi biz de doğduk,

Rab’bi seven iyi bir anne ve babanın evladı olarak.

Bize öğretildi ve anladık ki,

Rab’bin emrettiği şekilde hareket etmeliyiz.

Durum böyle olmasa bile, annemin çocukken tecrübe ettiği gibi, siz de “Rab’bi seven iyi anne babalardan” biri olabilir ve başkaları için doğru bir örnek sergileyebilirsiniz.

Bu şarkıyı söylerken bunun kesinlikle doğru olduğunu hissediyor muyuz? Kendinizi “Helaman’ın ordusu gibi” olduğunuzu ve “dünyaya O’nun hakikatini getirmek için Rab’bin görevlileri olacağınızı” hissediyor musunuz? Bu şarkıyı çeşitli GGİ [Gençleri Güçlendirmek İçin] ortamlarında ve diğer gençlik toplantılarında söylerken bunu pek çok kez hissettim.

Ya da “İmanımıza Sadık Kalalım” ilahisini söylediğimizde ne hissederiz?

Siyon’un gençleri gücünü kaybedecek mi?

Gerçeği ve doğruları savunurken?

Düşman saldırırken,

Mücadeleden çekilecek veya kaçacak mıyız? Hayır!

Anne babalarımızın değer verdiği imana sadık kalalım.

Nerede olursanız olun ve kendinizi hangi durumda bulursanız bulun, yükselen kuşaktan olanlar, lütfen sizden önce gelenlerin imanından ve tanıklıklarından ders alın ve güç alın. Bu, bir tanıklığı kazanmak ya da geliştirmek için fedakarlıklar yapılması gerektiğini ve “fedakarlığın cennetin nimetlerini getirdiğini” anlamanıza yardımcı olacaktır.

Hayatınızı gerçekten kutsayacak bir fedakarlığı düşünürken, lütfen sevgili peygamberimiz Başkan Russell M. Nelson’ın “layık ve hizmet edebilecek güce sahip her genç erkekten bir göreve gitmek için hazırlanmasını ve bir görevde hizmet etmesini” istediği daveti düşünün ve bu davet hakkında dua edin. Son Zaman Azizi genç beyler için görevli hizmeti bir rahiplik sorumluluğudur. …

“Hizmet edebilecek genç kızkardeşler için de görev güçlü ancak isteğe bağlı bir fırsattır.”

Bir hizmet görevlisi ya da bir öğretim görevlisi olarak hizmete çağrılabilirsiniz. Her iki tür görevli de, her biri kendine özgü ve güçlü bir şekilde, canları Mesih’e getirme amacına katkıda bulunur.

Her iki hizmet türünde de Rab’be O’nu sevdiğinizi ve O’nu daha yakından tanımak istediğinizi göstereceksiniz. Hatırlayın, “çünkü bir insan hizmet etmediği ve kendisine yabancı olan ve kalbinin düşüncelerinden ve amaçlarından uzak olan efendisini nasıl tanıyabilir?”

İster sevindirici haberin ilk nesli ister beşinci nesli olalım, hepimiz kendimize şunu sormalıyız: Bir sonraki nesle hangi inanç, güç ve göksel bağlılık hikayelerini aktaracağım?

Hepimiz Kurtarıcımız İsa Mesih’i daha iyi tanımak ve O’nu hayatımızın merkezi haline getirmek için gayret göstermeye devam edelim. O, zor zamanlarda sağlam durabilmemiz için temelimizi üzerine inşa etmemiz gereken kayadır.

“Anne ve babalarımızın değer verdiği inanca sadık kalalım, uğruna şehitlerin can verdiği hakikate sadık kalalım, Tanrı’nın emrine, ruhumuza, yüreğimize ve elimize her zaman sadık ve vefalı kalacağız.” İsa Mesih’in adıyla, amin.

Kaynaklar

  1. “The Story Behind Carry On,” alyoung.com.

  2. Alma 36:27.

  3. Bkz. Alma 36:28.

  4. Joseph Smith—Tarihi 1:25.

  5. “We’ll Bring the World His Truth,” Children’s Songbook, 172–73.

  6. Children’s Songbook, 172–73.

  7. “True to the Faith,” İlahiler, no. 254.

  8. “Praise to the Man,” İlahiler, no. 27.

  9. Russell M. Nelson, “Barış Dolu Sevindirici Haberi Duyurmak,” Liyahona, Mayıs 2022, 6.

  10. Mosiya 5:13.

  11. Bkz. Helaman 5:12.

  12. İlahiler, no. 254.