Genel Konferans
Mesih’teki Sadelik
Ekim 2025 genel konferansı


Mesih’teki Sadelik

Mesih’in öğretisini sadeleştirilmiş ve üzerine odaklanılmış bir şekilde uygulamak, günlük yaşamımızda sevinç bulmamıza yardımcı olacaktır.

1. Giriş

Otuz üç yıl önce, Utah Ogden Görev Bölgesi’nde görevli olarak hizmet etmek üzere çağrıldım. Elbette, Avrupa’dan gelen biri olduğumdan dolayı, “havuçlu yeşil Jöle” ve “cenaze patates yemeği” gibi bazı yerel Utah gelenekleri bana biraz tuhaf geldi!

Bununla birlikte, birçok Azizin adanmışlığı ve öğrenciliği, Kilise toplantılarına katılanların sayısının çokluğu ve tam olarak işleyen Kilise programlarının boyutu beni derinden etkilemişti. Görevim sona erdiğinde, hissettiğim mutluluğu ve gözlemlediğim manevi gücü ve olgunluğu gelecekteki ailem için de sağlayabilmek istemiştim. “Sonsuz tepelerin gölgesinde” hayatımı yaşamak için bir an önce geri dönmeye kararlıydım.

Ancak, Rab’bin farklı planları vardı. Evimdeki ilk Pazar günümde, bilge gözetmenim beni mahallemizde Genç Beyler Başkanı olarak hizmet etmeye çağırdı. Bu harika genç beyler grubuna hizmet ederken, Mesih’in öğrencisi olmanın getirdiği sevincin, Kilise toplantılarının büyüklüğü veya programların boyutuyla çok az ilgisi olduğunu çabucak öğrendim.

Bu yüzden, güzel eşim Margret ile evlendiğimde, Avrupa’da kalmaya ve ailemizi memleketimiz Almanya’da yetiştirmeye sevinç içinde karar verdik. Birlikte, Başkan Russell M. Nelson’ın yıllar önce öğrettiği şeye tanıklık ettik: “Hissettiğimiz sevincin hayat şartlarımızla çok az ilgisi ve hayattaki odak noktamızla tam ilgisi vardır.” Hayatımızın odak noktası Mesih ve O’nun sevindirici haberinin mesajı olduğunda, nerede yaşarsak yaşayalım, öğrenciliğin tüm kutsamalarını deneyimleyebiliriz.

2. Mesih’te Olan Sadelik

Ancak, giderek daha seküler, karmaşık ve kafa karıştırıcı hale gelen, farklı ve çoğu zaman çelişkili mesajlar ve taleplerle dolu bir dünyada, gözlerimizin körleşmesini ve kalplerimizin katılaşmasını nasıl önleyebilir ve İsa Mesih’in sevindirici haberinin “kolay anlaşılır ve değerli şeylerine” odaklanmaya devam edebiliriz? Kargaşanın hüküm sürdüğü bir dönemde, Havari Pavlus Korintli Azizlere “Mesih’te olan sadeliğe” odaklanmalarını hatırlatarak büyük bir öğüt verdi.

Mesih’in öğretisi ve sevindirici haberin yasası küçük çocukların bile anlayabileceği kadar sadedir. İsa Mesih’e iman ederek, tövbe ederek, vaftiz olarak Kutsal Ruh armağanıyla kutsallaştırılarak ve sonuna kadar dayanarak, İsa Mesih’in kurtarıcı gücüne erişebilir ve Cennetteki Babamız’ın bizim için hazırladığı bütün ruhsal kutsamaları alabiliriz. Başkan Nelson bu yolculuğu “antlaşma yolu” ve “İsa Mesih’in sadık bir öğrencisi” olma süreci olarak çok güzel bir şekilde tanımladı.

Eğer bu mesaj bu kadar sade ise, neden Mesih’in yasasına göre yaşamak ve O’nun örneğini takip etmek çoğu zaman bu kadar zor geliyor? Sadeliği, çaba veya gayret gerektirmeden kolayca elde edilebilen bir şey olarak yanlış yorumluyor olabiliriz. Mesih’i takip etmek sürekli çaba ve sürekli değişim gerektirir. “Doğal insanı [üzerimizden atmalı] ve bir çocuk gibi” olmalıyız. Bu, “Rab’be güvenmek” ve tıpkı küçük çocuklar gibi karmaşıklığı bir kenara bırakmak anlamına gelir. Mesih’in öğretisini sadeleştirilmiş ve üzerine odaklanılmış bir şekilde uygulamak, günlük yaşamımızda sevinç bulmamıza, hizmet çağrılarımızda rehberlik sunmamıza, hayatın en karmaşık sorularından bazılarına cevap vermemize ve en büyük zorluklarla yüzleşmemiz için güç sağlamamıza yardımcı olacaktır.

Peki, Mesih’in havarileri olarak yaşam boyu sürecek yolculuğumuzda bu sadeliği pratik olarak nasıl uygulayabiliriz? Başkan Nelson, Kurtarıcı’yı takip etmeye çalışırken “saf gerçek, saf öğreti ve saf vahiy” üzerine odaklanmamızı hatırlattı. Düzenli olarak “Rab İsa Mesih benden ne yapmamı isterdi?” diye sormak, derin bir yönlendirme sağlar. Onun örneğini takip etmek, belirsizliklerin içinden düzlüğe çıkan bir yol ve her gün tutunabileceğimiz sevgi dolu, yol gösteren bir el sağlar. O, Esenlik Önderi, [Barış Prensi] ve İyi Çoban’dır. O bizim Tesellicimiz ve Kurtarıcımızdır. O bizim Kayamız ve Sığınağımızdır. O bir Dost, sizin ve benim dostumuzdur! O, hepimizi Tanrı’yı sevmeye, O’nun emirlerine uymaya ve komşumuzu sevmeye davet eder.

Mesih’in örneğini takip etmeyi ve O’na imanla hareket etmeyi seçtiğimizde, O’un Kefaretinin gücünü benimsediğimizde ve antlaşmaları hatırladığımızda, sevgi kalplerimizi doldurur, umut ve şifa ruhumuzu yükseltir ve acı ve kederin yerini şükran ve vaat edilen kutsamaları bekleme sabrı alır. Bazı durumlarda, kendimizi sağlıksız bir durumdan uzaklaştırmamız veya profesyonel yardım almamız gerekebilir. Ancak her durumda, basit sevindirici haber ilkelerini uygulamak, hayatın zorluklarını Rab’bin yolunda aşmamıza yardımcı olacaktır.

Bazen dua, oruç, kutsal yazıları çalışma, günlük tövbe, haftalık olarak Rab’bin sofrasına katılma ve Rab’bin evinde düzenli ibadet gibi basit eylemlerden aldığımız gücü hafife alırız. Ancak biz “daha zor bir şey” yapmamız gerekmediğini fark ettiğimizde ve kendimizi saf ve basit öğretiyi uygulamaya odakladığımızda, en zorlu koşullarda bile sevindirici haberin bizim için “harika bir şekilde işlediğini” görmeye başlarız. Kalbimiz kırıldığında bile, güç ve “Tanrı’nın huzurunda öz güven” buluruz. Yaşlı M. Russell Ballard, bize birçok kez şunu hatırlatmıştır: “Bu sadelikte [biz] huzur, sevinç ve mutluluk bulacağız.”

Mesih’teki sadeliği uygulamak, süreçlerden çok insanlara, kısa vadeli davranışlardan çok sonsuz ilişkilere öncelik vermemizi sağlar. Biz, hizmetlerimizi yürütürken kendimizi işlere kaptırmak yerine, Tanrı’nın kurtuluş ve yüceltme işinde “en önemli şeylere” odaklanırız. Yapamayacaklarımızın yükü altında ezilmek yerine, yapabileceklerimize öncelik vererek kendimizi özgür kılarız. Rab bize şunu hatırlatır: “Bu nedenle, iyilik yapmaktan usanmayın, çünkü büyük bir işin temelini atıyorsunuz. Ve küçük şeyler büyük olan şeylere vesile olur.” Koşullarımız ne olursa olsun, sadelik ve alçak gönüllülükle hareket etmek için ne kadar güçlü bir teşviktir.

3. Oma Cziesla

Büyükannem Marta Cziesla büyük şeyler başarmak için “küçük ve basit şeyler” yapmanın harika bir örneğiydi. Onu sevgiyle Oma Cziesla diye çağırırdık. Oma, 30 Mayıs 1926’da Doğu Prusya’nın küçük Selbongen köyünde büyük büyükannemle birlikte sevindirici haberi benimsedi.

Yaşlı Cziesla’nın büyükannesi (sağda)

Marta Cziesla (sağda), vaftiz edildiği gün.

O, Rab’bi ve O’nun sevindirici haberini sevdi ve yaptığı antlaşmalara sadık kalmaya kararlıydı. 1930 yılında, Kilise üyesi olmayan büyükbabam ile evlendi. Bu noktada, Oma’nın Kilise toplantılarına katılması imkansız hale geldi, çünkü dedemin çiftliği en yakın topluluğa çok uzaklıktaydı. Ama o yapabileceği şeylere odaklandı. Oma dua etmeye, kutsal yazıları okumaya ve Siyon şarkılarını söylemeye devam etti.

Bazı insanlar onun artık inancına bağlı olmadığını düşünmüş olabilir, ama bu gerçeğin çok uzağındaydı. Halam ve babam doğduğunda, evde rahiplik sahibi yoktu, yakınlarda Kilise toplantıları ya da kutsal törenlere erişim yoktu, o yine elinden geleni yaptı ve çocuklarına “dua etmeyi ve Rab’bin önünde doğru bir şekilde yürümeyi” öğretmeye odaklandı. Onlara kutsal yazıları okudu, onlarla birlikte Siyon şarkıları söyledi ve tabii ki her gün onlarla dua etti. Yüzde yüz ev merkezli bir Kilise deneyimi.

1945 yılında, dedem evinden uzakta savaşta askerlik yapıyordu. Düşmanlar çiftliklerine yaklaştığında, Oma iki küçük çocuğunu alıp sevdikleri çiftliklerini geride bırakarak daha güvenli bir yere sığınmak için yola çıktı. Zorlu ve hayati tehlike barındıran bir yolculuğun ardından, 1945 yılının Mayıs ayında nihayet kuzey Almanya’da sığınacak bir yer buldular. Üzerlerindeki giysiler dışında hiçbir şeyleri kalmamıştı. Ama Oma yapabildiği şeyi yapmaya devam etti: Çocuklarıyla birlikte her gün dua etti. Gönülden ezberlediği Siyon şarkılarını onlarla birlikte her gün söyledi.

Hayat son derece zordu ve uzun yıllar boyunca sadece masaya yemek koyabilmek için uğraştılar. Ancak 1955 yılında, o zamanlar 17 yaşında olan babam, Rendsburg şehrindeki bir ticaret okuluna gidecekti. Bir binanın önünden geçerken, dışarıda “Kirche Jesu Christi der Heiligen der Letzten Tage” (“İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi”) yazan küçük bir tabela gördü. “Bu ilginç; burası annemin kilisesi” diye düşündü. Sonra eve geldiğinde, Oma’ya onun kilisesini bulduğunu söyledi.

Kiliseyle neredeyse 25 yıldır hiçbir iletişimi olmadan nasıl hissetmiş olabileceğini tahmin edebilirsiniz. O, bir sonraki Pazar günü kiliseye katılmaya kararlıydı ve babamı da ona eşlik etmesi için ikna etti. Rendsburg, yaşadıkları küçük köyden 20 milden (32 km) fazla uzaktaydı. Ancak bu, Oma’yı kiliseye gitmesini engellemezdi. Ertesi Pazar günü, babamla birlikte bisikletine bindi ve kiliseye doğru yola çıktılar.

Rab’bin sofrası toplantısı başladığında, babam en arka sıraya oturdu ve toplantının çabuk bitmesini umdu. Bu Oma’nın kilisesiydi, babamın değil. Gördüğü manzara pek cesaret verici değildi: Toplantıya katılan sadece birkaç yaşlı kadın ve toplantıdaki her şeyi fiilen yöneten iki genç görevli vardı. Ama sonra şarkı söylemeye başladılar ve babamın çocukluğundan beri dinlediği Siyon şarkılarını söylediler: “Come, Come, Ye Saints” (Gelin, Gelin Ey Azizler), “O My Father” (Babam), “Praise to the Man,” (Ne Büyüktür). Bu küçük topluluğun çocukluğundan beri bildiği Siyon şarkıları söylemesini dinlemek onun yüreğine işledi ve o, Kilise’nin gerçek olduğunu hemen ve hiç bir şüphe duymadan anladı.

Büyükannemin 25 yıl sonra katıldığı ilk Rab’bin sofrası toplantısı, babamın İsa Mesih’in iade edilmiş sevindirici haberinin doğruluğuna dair kişisel bir doğrulama aldığı toplantıydı. Üç hafta sonra, 25 Eylül 1955’te, büyükbabam ve halam ile birlikte vaftiz oldu.

Rendsburg’daki o küçük Rab’bin sofrası toplantısının üzerinden 70 yıldan fazla zaman geçti. Ben sıklıkla Oma’yı düşünüyorum, o yalnız gecelerde nasıl hissetmiş olabileceğini, dua etmek, okumak ve şarkı söylemek gibi yapabildiği küçük ve basit şeyleri yaparken düşünüyorum. Bugün genel konferansta burada durup Oma’mdan bahsederken, onun yaşadığı zorluklara rağmen antlaşmalarına sadık kalma ve Rab’be güvenme konusundaki kararlılığı, kalbimi alçak gönüllülük ve şükranla dolduruyor. Sadece onun için değil, zorlu koşullarda Mesih’in sadeliğine odaklanan, belki şu anda çok az değişiklik gören, ancak gelecekte büyük şeyler olacağına güvenen, dünyanın dört bir yanındaki pek çok harika Azizimiz için de minnettarım.

4. Küçük ve Basit Şeyler

Kendi deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla, sevindirici haberin küçük ve basit şeyleri ve Mesih’e sadakatle odaklanmak bizi gerçek sevince götürür, güçlü mucizeler yaratır ve vaat edilen tüm kutsamaların gerçekleşeceğine dair bize güven verir. Bu benim için olduğu kadar sizin için de geçerli. Yaşlı Jeffrey R. Holland’ın sözleriyle “Bazı kutsamalar kısa sürede gelir, bazıları geç gelir ve bazıları cennete kadar gelmez; ama İsa Mesih’in sevindirici haberini kucaklayanlar için kutsamalar gelir.” Buna İsa Mesih’in adıyla da tanıklık ederim, amin.